
Ukrayna’daki savaş 24 Şubat’ta beşinci yılına girdi. Halihazırda Ukrayna’da bin kilometrelik bir cephede milyonluk iki ordu ne zaman biteceği belli olmayan bir savaş veriyor. Rusya Devlet Başkanı Putin savaşın kısa sürede biteceğini varsayarak büyük bir hata yapmıştı. Bugün de Kremlin siyasi hedeflerine ulaşamadığı için Ukrayna’yla barışa tam yanaşmıyor. Rusya içinde yeni bir yırtılma olmasa dahi savaşın ülkeye maliyeti artacak gibi duruyor.
Savaş Öncesi Öngörüler ve Evdeki Hesap
2022 yılında Ukrayna savaşı başlamadan bir ay kadar önce şöyle yazmıştım: “Rusya ve Ukrayna arasında bir savaşın patlaması ihtimaller dahilinde bulunuyor. Bölgesel çapta sıcak çatışmaya dönüşme ihtimali olmayan bu savaşta en büyük bedeli önce Ukrayna devleti ve halkı, ardından gelecek sert yaptırımlar sonucunda Rus halkı ödeyecek gibi görünüyor.”
Aynı yazıda, Rusya’nın Donbas’ı ilhakı, Ukrayna’ya sınırlı askeri operasyon ve tam işgal senaryoları incelemiş ve en düşük ihtimalin sonuncu seçenek olduğunu ifade etmiştim. Zira, Ukrayna’nın işgale direneceğini, 40 milyon nüfusu olan bir ülkenin sadece askeri güçle kontrol edilemeyeceğini, böyle büyük bir harekata uluslararası toplumun sert tepki vereceğini ve Rusya’ya ağır yaptırımlar uygulanacağını belirtmiştim. Ayrıca, 2022 Şubat ayında Rusya’nın Ukrayna sınırına konuşlandırdığı 175.000 askerin bu çapta bir istila için yetersiz olduğunu kaydetmiştim.
O dönemde benzer görüşü paylaşan birçok analist, diplomat ve istihbaratçı vardı. Bu yüzden özellikle Fransız ve Alman istihbarat servisleri Rusya’nın böyle bir savaşa kesinlikle kalkışmayacağını düşünüyordu. Amerikan istihbaratı ise Putin’in savaş planları hakkında üst düzey Rus güvenlik bürokratları ve Rus Hariciyesinin tamamından daha fazla bilgiye sahipti. Bu bağlamda, ABD ve İngiliz İstihbarat servisleri Putin’in Ukrayna’yı işgal etmek istediğinden emindiler. Amerikan istihbaratı Ukrayna’nın uzun süre direnç gösteremeyeceğine hükmetmişti.
Eski bir KGB ajanı olan Rusya Devlet Başkanı Putin de haşmetli Rus ordusu karşında Ukrayna’nın direnç göstermeden teslim olacağını ve savaşın kısa sürede biteceğini hesaplıyordu. Ne var ki, evdeki hesap çarşıya uymadı. Putin’in birkaç hafta içinde biter dediği savaş 24 Şubat’ta dördüncü yılını doldurdu. Yıllardır cephe hattında büyük bir değişiklik yok. Dört yılın sonunda Ukrayna’nın yaklaşık beşte birini işgal eden Rus ordusu halen yavaş da olsa mesafe kat ediyor. Bununla beraber, bazı dönemlerde Ukrayna karşı taarruzunda Rus ordusu elindekini de kaybediyor.
Ukrayna’daki Yıpratma Savaşı
Rusya’nın bu savaşta şu ana kadar 1,2 milyon zayiat verdiği hesaplanıyor: kabaca 350.000 Rus askerinin öldüğü, geri kalanının ağır yaralandığı veya kaybolduğu değerlendiriliyor. Ukrayna ordusunda da 100-150 bin ölü ve yüzbinlerce yaralı var. Rusya sadece ordu mevcudunu korumak için ayda 30.000 ila 35.000 kişiyi askere alıyor. Son birkaç ayda Rus ordusu askere aldığından daha fazla zayiat vermeye başladı. Bu bağlamda, Ukrayna ordusu ayda 50.000 Rus askerini etkisiz hale getirmeyi hedefliyor.
Peki bunca zayiata rağmen Putin bu maceraya girdiği için pişman mı? Hayır hiç de değil. Putin erken saldırarak “Anglo-Saksonların planlarını” bozduğunu değerlendiriyor. Putin’e göre Batılı ülkelerin politikaları yüzünden Ukrayna’da savaşın kaçınılmazdı. Zaman geçtikçe Ukrayna ordusu Batı’nın desteği sayesinde daha çok güçlenecekti. Bu yüzden, geç kalmadan saldırmış olmak doğru bir karardı. Ayrıca, savaş Rus ordusundaki eksikleri ortaya çıkarttı ve ordunun modernizasyonuna vesile oldu.
Diğer taraftan Putin, halen samimi olarak Rusya’nın bu savaştan muzaffer çıkacağına inanıyor. Sebebi ise gayet basit: Putin’in hesabına göre “savaş yorgunluğundan” mustarip olan Batılı demokrasiler her yıl onlarca milyar dolara mal olan bu savaşı bir noktada finanse etmekten vaz geçecek. Zaman uzadıkça Batılı ülkelerin ya dikkatleri dağılacak ve/veya kamuoyu desteği düşecek. Ukrayna ordusu Batı’nın desteği olmadan Rusya’ya karşı çok direnemeyecek. Kremlin’in bu hususta tamamen yanıldığını söyleyemeyiz. Gerçekten de Trump sonrası ABD’nin Ukrayna politikası Rusya lehine değişti. Avrupa’da çatlak sesler artık daha gür çıkıyor. Batılı ülkelerin desteğinin azalması doğal olarak Ukrayna ordusunu menfi etkiliyor.
Rusya savaşı devam ettirecek siyasi iradeye sahip olsa da, ülke ekonomisi ve demografisi savaşın ağır maliyetini daha ne kadar yüklenebilir? Halihazırda Rusya devlet bütçesinin %40’ı güvenlik ve savunma için ayrılmış durumda. Rusya’nın bütçesinde enerji kaynaklarının ihracatı önemli bir yer tutuyor. Ne var ki, yaptırımlar nedeniyle Rusya petrolü piyasa değerinin altında satmak durumunda kalıyor. Bu bağlamda, Rusya’nın petrol, doğalgaz, kömür ve rafineri ürünlerinin yıllık ihracatı savaş öncesine göre %27 azalarak 193 milyar avroya düştü. Üstelik, petrol fiyatlarının son dönemde nispeten düşük seyretmesi nedeniyle Rus ekonomisi gittikçe zorlanıyor. Düşen petrol gelirleri nedeniyle savaşın nasıl finanse edileceği belli değil. Rusya Maliye Bakanlığı bazı kalemlerde vergileri artırdı ama bunlar bütçedeki deliği telafi etmek için yeterli değil.
Sahada Değil Masada Çözüm Zorunluluğu
Mevcut teknolojik şartlarda ne Rus ordusunun, ne Ukrayna ordusunun cephede büyük bir yarma harekatı yapması olası görünüyor. Başka bir ifadeyle, Ukrayna savaşının artık sahada değil masada neticelenmesi gerekiyor. Rusya maksimalist taleplerle gelmezse kısa sürede Ukrayna’yla bir ateşkes anlaşması imzalayabilir. Trump’ın baskı yaptığı Ukrayna devleti, mevcut cephe hattının fiilen sınır kabul edileceği ama Rusya’nın işgal ettiği toprakların hukuken tanınmayacağı bir anlaşmaya razı edilebilir.
Ukrayna savaşından sonra son dört yıl içinde Rusya, Kafkaslar, Suriye ve en son Venezuela’da kadim müttefiklerini yitirdi. Önümüzdeki günler veya haftalarda Moskova’nın yakın dostlarından İran’ın bombalanması ihtimal dahilinde. Sovyetlerden beri Rusya’nın sadık müttefiki olan Küba’daki rejim de ABD’nin yoğun baskısı nedeniyle sallanıyor, yıl sonuna kadar ayakta kalır mı belli değil. Rusya, Ukrayna’da ölüm kalım savaşı verdiği için bu eski dostlarına yardım edemiyor. Kısacası, Ukrayna’da barış sağlanmazsa Rusya dünyada hızla zemin kaybetmeye devam edecek.