İsrail'in İran Büyükelçiliğine Saldırısı ve Olası Misillemeler

April 4, 2024
İsrail'in İran Büyükelçiliğine Saldırısı ve Olası Misillemeler

İsrail ordusu 1 Nisan Pazartesi günü Suriye’nin başkenti Şam’daki İran Büyükelçiliği yerleşkesini vurarak aralarında Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi ile Tuğgeneral Muhammed Hadi Hac Rahimi’nin de bulunduğu 13 kişiyi öldürdü. Basında çıkan haberlerden Büyükelçilik binasının bitişiğindeki muhtemelen askeri ataşelik olarak kullanılan bir binanın saat 17:00 civarında hedef alındığı anlaşılıyor. İsrail’in doğrudan İran Büyükelçiliğini hedef almakla ciddi bir eşiği aştığını vurgulamak gerekiyor.

Üstü Örtülü Yapılan Büyükelçilik Saldırıları 

İsrail’in de taraf olduğu diplomatik ilişkileri düzenleyen Viyana Sözleşmesi gibi en temel uluslararası anlaşmalara göre Büyükelçilik binalarının dokunulmazlığı bulunuyor. Bu itibarla, bir ülkenin başka bir ülkenin büyükelçiliğine saldırı düzenlemesi çok ender görülen bir durum. Bununla birlikte, yakın tarihte devlet destekli aktörlerin büyükelçiliklere düzenlediği saldırılar bulunuyor. 1979 yılında ABD’nin Tahran’daki Büyükelçiliğindeki 52 kişi devrim sonrası göstericiler tarafından rehin alındı. İran rejimi Büyükelçilik baskınını göstericilerin fevri bir hareketi olarak niteledi. Rehineler iki ülke arasında varılan bir anlaşmayla ancak 444 gün sonra serbest bırakıldı. 

1983 yılında ise Lübnan'da ABD'nin Beyrut Büyükelçiliği'ne yapılan bir bombalı saldırıda aralarında 8 CIA çalışanın da bulunduğu 17 Amerikalı hayatını kaybetti. Saldırı sonucunda toplamda 63 kişi yaşamını yitirdi. Mezkur saldırıyı İran tarafından desteklenen bugün Hizbullah’ın şemsiyesi altında yer alan İslami Cihad Örgütü üstlendi. 

Diğer yandan, 1999 yılında Kosova Savaşı sırasında ABD, güdümlü füzelerle Sırbistan’daki Çin’in Belgrad Büyükelçiliğini vurdu. Saldırıda 3 Çinli hayatını kaybederken, 6’sı ağır olmak üzere 20 kişi yaralandı. Saldırı sonrasında ABD, yanlış istihbarat nedeniyle Çin Büyükelçiliğini Yugoslav ordusunun lojistik merkezi sandıklarını söyledi. Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, saldırının kazara gerçekleştiğini belirterek Çin’den resmen özür diledi.  

İran’ın İsrail’e Karşı Vekalet Savaşları

İsrail’in son dönemlerde İranlı üst düzey yetkilileri hedef almaya başlamasının sebepleri var. Öncelikle, İran vekilleri üzerinden İsrail’le bir savaş yürütüyor. Tahran’ın Direniş Ekseni olarak adlandırdığı Filistin’de Hamas, Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de Husiler ve Irak’taki Şii gruplar aktif olarak İsrail’le çatışma halindeler. Bu grupların tamamı Tahran’la yakın işbirliği içindeler ve İran yapımı silahlar kullanıyorlar. İran ise kendisi hiçbir şekilde doğrudan topa girmiyor ve perde arkasından olayları yönlendiriyor. 

Bu bağlamda, Gazze operasyonu başladığından beri İsrail ordusu Hamas karşısında 256 kayıp verirken, 7 Ekim’den beri İsrail’in toplam asker kaybı 600’e ulaştı. 760’tan fazla İsrailli sivil de Hamas’ın ilk günkü baskınında hayatını kaybetti ve 240 kişi rehin alınarak Gazze’ye götürüldü. Öte yandan, güvenlik gerekçesiyle İsrail’in Lübnan sınırındaki yerleşimler boşalttı. Hizbullah, Ekim ayından beri İsrail’e 3500 kadar füze atarken, İsrail de Lübnan’da 4500 kadar hedef vurdu. Hizbullah ve İsrail arasında düşük yoğunluklu çatışmalarda 9 İsrailli sivil ve 11 asker hayatını kaybetti. Lübnan’da 240’dan fazla Hizbullah savaşçısı ve 40 kadar sivil öldü. Devam eden çatışmalar nedeniyle 60.000 kadar İsrailli halen evlerine dönemiyor.  Lübnan içinde de 90.000’den fazla kişi yerlerinden edildi. 

Diğer taraftan, Yemen’deki Husilerin İsrail’e giden gemilere yaptığı saldırılar yüzünden İsrail’in Kızıldeniz’deki Eliat limanında faaliyetler büyük ölçüde durdu. Bu nedenle liman yetkilileri personelin yarısını işten çıkarmaya karar verdi. Son olarak, 1 Nisan Pazartesi sabah erken saatlerde Iraklı milisler bahse konu Eliat limanına İran yapımı dronlarla bir saldırı düzenledi. 

İsrail’in Cevabı

İsrail bütün bu saldırıların arkasında İran’ın parmağı olduğunu düşünüyor. Ne var ki, İsrail’in İran’a karşı aynı şekilde vekalet savaşı yürütecek bir kapasitesi ve bölgesel müttefikleri bulunmuyor. Vekillerle uğraşmak yerine, ABD ve İsrail saldırılarının dozajını gün be gün arttırarak doğrudan “yılanın başı” olarak gördüğü İranlı yetkilileri hedef alıyor. 

Ayrıca, Hamas’ın saldırısında yaşanan fiyasko nedeniyle siyaseten zor günler geçiren İsrail Başbakanı Netanyahu, bu tarz el artıran hamlelerle içerde sert lider imajını güçlendiriyor ve İran’ı doğrudan cevap vermeye zorlamaya çalışıyor.

Bu bağlamda, Pazartesi öldürülen General Zahidi’nin İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün Hizbullah ve Suriye’yle irtibat görevini yürüttüğü belirtiliyor. Bu yönüyle, Kasım Süleymani’nin ABD tarafından 2020 yılında öldürülmesinden beri en üst düzey İranlı yetkili vurulmuş oldu. 

İran’ın bu saldırıya bir çeşit misilleme yapması bekleniyor. Nitekim, bölgede gerilim artıran söz konusu saldırı üzerine İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İsrail’in bu suçunun cevapsız kalmayacağını ifade ederek misilleme yapacaklarını belirtti. İran’ın Ruhani Lideri Ali Hamaney de İsrail’in saldırı yaptığına pişman olacağını söyledi. 

Bir ülkenin başka bir ülkenin büyükelçiliğine kasten saldırı düzenlediğini inkar etmemesinin  modern zamanlarda örneği bulunmuyor. Ne var ki, İran'ın İsrail'e karşı hamlelerinin sınırlı olduğu ve Tahran yönetiminin bölgesel bir savaştan kaçınmak istediği göz önünde bulundurulmalıdır.  Nitekim, Hizbullah’ın İsrail’le çatışmalarında ve Irak’taki milislerin ABD üslerine saldırılarında itidalli olmaları konusunda, İran’ın vekillerine telkinde bulunduğu biliniyor. Bu itibarla, İran’ın İsrail’e misillemelerini vekilleri üzerinden zamana yayılarak gerçekleştirmesi veya bölgedeki düşük profilli hedeflere yönelik saldırılar düzenlemesi beklenebilir.  Başka bir ifadeyle, İran'ın geniş çaplı bir misilleme yerine temkinli bir cevap vereceği öngörülebilir.

 

You may also like

No items found.