Gazze'deki Savaş Bölgeye Yayılır Mı?

November 3, 2023
by Enes Esen, Haşim Tekineş, Servet Akman, Ahmet Kalafat and Mehmet Çelik, published on 2 November 2023
Gazze'deki Savaş Bölgeye Yayılır Mı?

Yemen’deki Husilerin Gazze’de yaşanan savaştan ötürü İsrail’e savaş ilan edip, bölgeye doğru çok sayıda füze yollaması Filistin’deki savaşın yayılabileceği endişesini bir kez daha tetikledi. Bu bağlamda, Gazze’de yaşanan gelişmelerin Lübnan, Ürdün, Mısır, İran, ABD ve diğer ülkeleri de içine çekebilecek bir savaşa dönüşebileceğinden endişe ediliyor. Hatta bazıları Orta Doğu’da çok büyük bir savaşın patlamak üzere olduğunu ileri sürüyor. Hamas’ın saldırısıyla başlayan olaylar bölgesel bir savaşa neden olur mu sorusunu InstituDE uzmanlarımıza yönelttik.

Servet Akman

Hamas’ın 7 Ekim saldırısı öncesinde İsrail bölgede askeri ve siyasi açıdan en güvenli dönemini yaşıyordu. ABD’yle yıllar süren savunma işbirliği ve yine ABD’nin kolaylaştırıcılığında Arap ülkeleriyle normalleşme girişimleri sayesinde artık İsrail’in beka sorunundan bahsetmek güç görünüyordu. Daha fazla oku...

Ahmet Kalafat

Gazze’deki savaşın bölgesel bir savaşa dönüşmesi için öncelikle böyle bir savaşın kimler arasında çıkabileceğini değerlendirmek gerekiyor. Zira bölgesel bir savaş için tek bir ülkeden ziyade bloklara ihtiyacımız var. Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail’le barışı bozmaya niyetleri olduklarına dair bir emare bulunmuyor. Daha fazla oku...

Mehmet Çelik

Gazze’deki gelişmelerin İsrail ile bölge ülkeleri arasında geniş çaplı bir çatışmaya ya da savaşa dönüşme ihtimalini düşük görüyorum. Öncelikle, ne İsrail ne de diğer bölge ülkeleri Ortadoğu yeni bir savaş istemiyorlar. Hamas’ı tamamen ortadan kaldırmayı öncelikli hedef olarak belirlemiş ve Gazze’ye odaklanmış Netanyahu yönetiminin dikkatini ve gücünü dağıtacak başka cepheler açmaktan imtina etmesi beklenmelidir. Daha fazla oku...

Haşim Tekineş

Her ne kadar 7 Ekim Hamas saldırısı ve İsrail'in sonrasındaki hava ve kara operasyonları bölgedeki tansiyonu yükseltmiş olsa da bölgesel bir savaş ihtimali hala çok yüksek değil. Ancak bölgesel savaş riski çok yüksek olmasa da, Gazze'deki gerilimin halihazırdaki sıcak ve soğuk çatışma bölgelerindeki şiddeti artıracağı ve yeni bir radikalleşme dalgası başlatacağını tahmin etmek de çok zor değil. Daha fazla oku...

Enes Esen

Bölgesel bir savaş senaryosunda İran’ın tavrı ve politikaları önem taşıyor. İran, kendisine müzahir hükümetler ve silahlı örgütler aracılığıyla Ortadoğu politikalarına nüfuz ediyor. Şii hilali olarak adlandırılan bu yayın bir ucu İran’dan başlayarak Irak’ta Şii milisler, Suriye’de Esad rejimi, Lübnan’da Hizbullah, Filistin’de Hamas üzerinden İsrail’e uzanıyor. Daha fazla oku...

Servet Akman

Hamas’ın 7 Ekim saldırısı öncesinde İsrail bölgede askeri ve siyasi açıdan en güvenli dönemini yaşıyordu. ABD’yle yıllar süren savunma işbirliği ve yine ABD’nin kolaylaştırıcılığında Arap ülkeleriyle normalleşme girişimleri sayesinde artık İsrail’in beka sorunundan bahsetmek güç görünüyordu. Netanyahu iktidarı, bir yandan Batı Şeria’daki yerleşimleri geliştirip, diğer yandan iki devletli çözüm seçeneğini iyice tahrip eden politikalar izlemesine rağmen bu başarıyı yakalayabilmiştir.

7 Ekim’deki saldırılar İsrail’de adeta travma etkisi yaratmış, Holokost’la benzerlikler üzerinde durulmuştur. İsrail’in milyar dolarlar harcayarak edindiği askeri üstünlüğü imajı darbe aldı. Dahası koltuğu bırakmamak için defalarca seçim yenileten ve aşırı sağcı/dinci partilerle koalisyon kuran Netanyahu’nun siyasi ikbali ciddi yara aldı. İsrail askeri üstünlüğünü yeniden tesis etmek, artık siyasi miras kaygısı taşıyan Netanyahu da imajını düzeltmek için Gazze’ye çok ciddi hasar vermeye başladı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik aldığı kararın Hamas’ın bir daha İsrail’e yönelik tehdit oluşturmayacak şekilde Gazze’de yok edilmesi olduğu anlaşılıyor. ABD’nin bu kararı stratejik seviyede desteklediği görülmekle birlikte, Hamas’a yönelik operasyonun bir sonraki adımını İsrail ve ilgili diğer ülkelerle görüştüğü anlaşılıyor. Bu çerçevede, Mısır ve Ürdün’ün endişeleri gayet net. Herhangi bir mülteci akınına kesinlikle razı değiller. Burada sağlam bir duruş sergilemelerinin arkasında Gazze’de bir etnik temizliğin ve iki devletli çözüm seçeneğinin tamamen ortadan kaldırılmasının önüne geçmek. Türkiye ise, her ne kadar söylem bazında Hamas’a açıktan destek verse de, Gazze’ye yönelik bugüne kadar Mısır üzerinden insanı yardım göndermekle ve siyasi bazı eleştiriler getirmekle yetinmiştir. Öte yandan, garantör önerisiyle Türkiye krizde daha ciddi rol almak istediğini ortaya koydu.

İsrail’in Gazze’ye yönelik kara harekatının nasıl sonuçlanacağını kestirmek zor, ancak Hamas’ın tamamen yok olmasa da bir daha eski gücüne kavuşması ve Gazze’yi yönetebilmesi mümkün görünmüyor. Hamas’a yönelik özel bir sempati duymayan Mısır ve Ürdün, endişelerine kulak verilmesi halinde Hamas’sız bir Gazze’ye razı oldukları söylenebilir. Ancak, Hamas’tan boşalacak olan alanın nasıl doldurulacağı ve bölge ülkelerine hangi roller düşeceği krizin gidişatına ve İsrail’deki olası siyasi değişikliklere bağlı.

Hamas’ın saldırısının bölgeye sıçraması şu an için düşük bir ihtimal. Gazze’de bir etnik temizlik ve komşu ülkelere mülteci akını yaşanmaması halinde, idari kapasitesinin güçlendirilmesi ve maddi destekle Filistin Yönetimin yeniden Gazze’de yönetimi devralması mümkün görünüyor. Böyle bir planın hayata geçirilmesi aşamasında İsrail, Arap ülkeleriyle evvelce sağladığı normalleşme ivmesini yeniden yakalayabilir.

Ahmet Kalafat

Gazze’deki savaşın bölgesel bir savaşa dönüşmesi için öncelikle böyle bir savaşın kimler arasında çıkabileceğini değerlendirmek gerekiyor. Zira bölgesel bir savaş için tek bir ülkeden ziyade bloklara ihtiyacımız var. Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail’le barışı bozmaya niyetleri olduklarına dair bir emare bulunmuyor. Suriye’nin ve Lübnan’ın ise niyetleri olsa da imkanları yok. İsrail’le sınırı olmayan Yemen iç savaşta, Irak kendini toparlamaya çalışıyor. Ama İsrail’in elindeki nükleer silahları düşündüğümüzde bölge ülkelerinin hiçbirinin İsrail’e karşı askeri üstünlüğü bulunmuyor diyebiliriz.  

Bu ülkeler dışında geriye Türkiye ve İran kalıyor ki bunların da İsrail’e sınırı bulunmuyor. Türkiye’nin olaya yaklaşımı beklenenden dengeli. Hamas ve Hizbullah’a açık desteği ve İsrail’in varlığına karşı çıkması nedeniyle İran’ın yaklaşımını detaylı ele almak gerekiyor.

İran’ın konvansiyonel şekilde İsrail’le savaşması mesafe nedeniyle çok zor. Hava kuvvetleri İsrail’e göre teknolojik olarak yaşlı, havada yakıt ikmal kapasitesi çok düşük. Üstelik, İsrail’in hava sahası hem hava savunma sistemleri hem de uçak filolarıyla çok iyi korunuyor.   

İran deniz kuvvetleri ise çoğu ülke karasularını savunma amaçlı, açık deniz kabiliyetleri sınırlı gemilerden oluşuyor. İran donanmasının, İsrail gibi uzak bir coğrafyaya bölgede müttefik limanlar ve hava koruması olmadan saldırı düzenlemesi imkansıza yakın bir durum ancak Kızıldeniz üzerinden füze ve drone saldırıları gerçekleştirilebilir. İki ülke arasında kara sınırı olmadığı için ilk aşamada kara kuvvetleri olası bir savaşta ciddi rol oynamayacaktır.

Geriye İran’ın füze sistemleri kalıyor. İran’ın füze geliştirme testleri Orta Doğu’daki müttefik radarlar tarafından ayrıntılı takip edilebiliyor. Eldeki bulgular İran’ın füze geliştirme çalışmaları konusunda iddia edildiği kadar başarılı olmadığını gösteriyor. Her halükarda İran’ın İsrail’e ulaşılabilecek 240 civarında füzesi olduğu düşünülüyor. Havan mermileri gibi ufak çaplı mühimmat dahil ülkesine giren  füzelerin %90’ını imha etmeyi başaran İsrail savunma sistemlerinin İran’ın füzelerine karşı da etkili olacağı düşünülebilir. 

Öte yandan, İran bizzat savaşa dahil olmayıp vekalet savaşı verecekse, bölge dinamiklerinde büyük bir değişiklik olmayacak demektir. Çünkü İran’ın İsrail ve ABD’ye karşı vekalet savaşları yıllardır devam ediyor. Üstelik, Ortadoğu gibi silahlı unsurların tam merkezileşmediği, ülkelerin kendi silahlı kuvvetlerinin emir komuta sistemine bile sağlıklı yürütemediği bir bölgede, İran’ın kendi vekilleri üzerinde tam hakimiyet kurduğunu düşünmek yanlış olacaktır. 

Endişe edilen senaryolardan birisini ise İsrail ve ABD’nin İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerine saldırması teşkil ediyor. En kötü senaryo gerçekleşse ve İsrail ile ABD, İran’a bir hava saldırısı düzenlese dahi bu tarz bir operasyonun bölge savaşı çıkarma ihtimali tartışılır. Bu senaryo da bile ABD ve İsrail’in sınırlı bir hava operasyonunun ötesine geçmesi pek olası durmuyor.  

Siyasi olarak da İran’ın böyle bir savaşa girişmek istediğini söyleyemeyiz. Hamas’ın baskınından birkaç gün sonra İran’ın ruhani lideri Hamaney açıklama yapmış ve saldırıları memnuniyetle karşıladıklarını dile getirmişti. Bununla birlikte, olaylarda İran’ın kesinlikle dahlinin bulunmadığı vurgulamıştı. Bu önceden düşünülüp yapılan açıklama da İran’ın olası bir çatışmaya karşı araya mesafe koymak istediğini gösteriyor.

Ayrıca, İsrail, İran’a karşı yıllardır çeşitli saldırılar gerçekleştiriyor. Suriye’deki İran unsurlarını ve müttefiklerini açıktan bombalarken, saldırıların sorumluluğunu üstlenmeden İran içindeki nükleer fizikçilere suikast düzenliyor, nükleer tesislere sabotaj yapıyor ve askeri hedefleri vuruyor. İran belki de gerilimin daha da artmasından endişe ettiği için, bu saldırıları ya sineye çekti ya da bölgedeki vekilleri üzerinden misilleme yapmayı tercih etti. Bunlar dikkate alındığında, İran’ın kendisini doğrudan tehdit etmeyen böyle bir savaşa müdahil olarak İsrail ve müttefiki ABD'yle doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınacağı söylenebilir.

Bu itibarla, 7 ekim saldırıları sonrasında tansiyonun yükseldiği Orta Doğu’da, çatışmaların büyük oranda Gazze Şeridi ile sınırlı kalacağı, bölgesel bir savaş çıkmasınınsa düşük bir ihtimal olduğu tahmin edilebilir.

Mehmet Çelik

Gazze’deki gelişmelerin İsrail ile bölge ülkeleri arasında geniş çaplı bir çatışmaya ya da savaşa dönüşme ihtimalini düşük görüyorum. Öncelikle, ne İsrail ne de diğer bölge ülkeleri Ortadoğu yeni bir savaş istemiyorlar. Hamas’ı tamamen ortadan kaldırmayı öncelikli hedef olarak belirlemiş ve Gazze’ye odaklanmış Netanyahu yönetiminin dikkatini ve gücünü dağıtacak başka cepheler açmaktan imtina etmesi beklenmelidir. Öte yandan, İsrail’in Gazze’deki hedeflerini gerçekleştirmedeki başarı durumuna göre bilahare yönünü kuzeye çevirip bu kez Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah'ın gücünü ve etkisini kırmaya dönük askeri operasyonlara girişmesi olasıdır. Nitekim, Lübnan-İsrail sınırında tansiyon giderek daha da yükselmektedir. Her ne kadar Hizbullah doğrudan savaş ilan etmiş olmasa da, İsrail yönetimi tarafından son günlerde yapılan açıklamalarda, Lübnan sınırındaki karşılıklı atışlarda İsrail tarafında can kayıpları yaşadığı vurgulanmakta ve Hizbullah savaşa katılması halinde evvelce görülmemiş bir mukabele görmekle tehdit edilmektedir. Ayrıca, İsrail’in Lübnan sınırındaki bazı yerleşimlerdeki nüfusu güvenli bölgelere nakletmiş olması da Hizbullah’la olası bir çatışmanın hazırlığı olarak okunabilir. 

Daha önce İsrail’le savaşmış ve her defasında mağlubiyet yaşamış Arap ülkelerinin İsrail’le mevcut statükoyu bozmaları ve yeni bir savaşa girmeleri için ulusal çıkarları bulunmamaktadır. Ayrıca, Mısır, Ürdün, Lübnan gibi Filistin’deki ve Gazze’deki gelişmelerden doğrudan etkilenen ülkeler ile İsrail arasında çeşitli alanlarda anlaşmalar imzalamış olup, olası bir savaştan kendileri de zararlı çıkmaları kaçınılmazdır. Örnek vermek gerekirse, Hizbullah’ın da yer aldığı Lübnan Hükümeti ile İsrail arasında Akdeniz’deki doğalgaz alanlarıyla ilgili geçtiğimiz yıl bir anlaşma imzalanmıştır ve ekonomik darboğazdaki Lübnan hükümeti Akdeniz doğalgazından elde edeceği gelirin hayalini kurmaktadır.   

Bölgedeki güç dengeleri de İsrail’le doğrudan çatışmayı göze almak için uygun değildir. ABD’nin İsrail’e sınırsız desteği ve bu desteğini güç gösterisi mahiyetinde askeri gemilerini Akdeniz’e konuşlandırması ciddi bir caydırıcılık unsuru olarak durmaktadır. Arap ülkelerinin içinde bulundukları siyasi, askeri, ekonomik durum İsrail karşısında bir güç dengesi oluşturmaktan çok uzaktır. Ayrıca, aralarında nadiren uyum görülen Arap ülkelerini, Nasır örneğinde olduğu gibi İsrail karşısında birleştirecek karizmatik bir lider de bulunmamaktadır.

İran’ın bu denklemdeki yeri diğer bölge ülkelerine göre daha karmaşıktır. Hamas’ın 7 Ekim’deki sürpriz saldırısının arkasında İran’ın rolünün de olabileceği uluslararası basında yer alan iddialar arasındadır. İran’ın Hamas ve Hizbullah gibi örgütlerle yakın ilişkileri sır değildir. Bununla beraber, Gazze’deki gelişmelerin İran’la İsrail ya da ABD arasında doğrudan bir askeri angajmana dönüşmesi uzak ihtimaldir. Ne İran ne de ABD ve İsrail birbirleriyle doğrudan bir çatışmaya girmeyi tercih edeceklerdir. Öte yandan, söz konusu aktörler arasında bir tür vekalet savaşları yaşanması ihtimal dışı değildir. ABD ve İsrail, İran’ın Ortadoğu’daki etkisini kırmaya yönelik çabalarını yoğunlaştıracaklardır. Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde özellikle Hizbullah üzerinde baskının artırılacağını beklenebilir. Zira, mevcut durumda, Hizbullah sahip olduğu silahlar ve militanları bakımından İsrail için en yakın güvenlik tehdidi konumundadır. Benzer şekilde, İsrail’e savaş ilan eden Yemen’deki Husilerin de - Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri kanalıyla- baskılanması beklenebilir.

Bir başka husus ise, Gazze’deki insani dram ilk defa yaşanmıyor. Ne var ki, İsrail’in Gazze’ye yönelik üç haftayı aşkın süredir devam eden saldırıları kapsam, yoğunluk, maddi hasar ve insani trajedi bakımından daha önceki bombardımanların çok üzerinde. Üstelik, uluslararası hukuku hiçe saymakla ve insanlığa karşı suç işlemekle itham edilen İsrail'in orantısız güç kullanımı ve sivilleri hedef alan saldırıları bu krizi daha da derinleştiriyor. Hal böyleyken, bölge ülkelerinin bahse konu dram karşısındaki tepkisinin önceki savaşlara kıyasla oldukça cılız olduğu söylenebilir. Arap ülkeleri başta olmak üzere Müslüman ülke yönetimlerinin bu tepkisizliği de bölge halklarının reaksiyon göstermesine neden olabilir. Bu açıdan durum bölgedeki ekonomik ve sosyal sorunlarla birlikte değerlendirildiğinde, İsrail karşıtı protesto dalgasının bir süre sonra bu ülkelerin kendi yönetimlerine yönelmesi de sürpriz olmayacaktır.

Haşim Tekineş

Her ne kadar 7 Ekim Hamas saldırısı ve İsrail'in sonrasındaki hava ve kara operasyonları bölgedeki tansiyonu yükseltmiş olsa da bölgesel bir savaş ihtimali hala çok yüksek değil. Ancak bölgesel savaş riski çok yüksek olmasa da, Gazze'deki gerilimin halihazırdaki sıcak ve soğuk çatışma bölgelerindeki şiddeti artıracağı ve yeni bir radikalleşme dalgası başlatacağını tahmin etmek de çok zor değil.

Bölgesel statüko bozulmadığı, İran ve Hizbullah gibi aktörler kendilerini tehdit altında görmediği sürece Gazze'deki savaşın bölgesel bir gerilime dönüşmesi çok olası değil. Gazze'de Hamas'a karşı gerçekleştireceği operasyona odaklanan İsrail İran'a ya da Hizbullah'a karşı bir askeri hamle yapma niyetinde değil. İsrail savaşı Gazze ile sınırlı tutmak istiyor. Lübnan sınırında Hizbullah'la yaşanan gerilim korkutucu olsa da taraflar buradaki çatışmayı düşük yoğunluklu tutmak isteyeceklerdir.

Dahası, İsrail velev ki savaşı Hizbullah'a ya da İran'a da yaymak istese de, müttefiki Amerika Birleşik Devletleri'nden bunun için destek bulma ihtimali çok yüksek değil. Dikkatini ve kaynaklarını Çin'e ve Ukrayna savaşına yoğunlaştırmak isteyen ve Orta Doğu'da yirmi yıldan uzun bir süre devam eden askeri angajmanlarından yorulan ABD yönetiminin yeniden bölgeye asker göndermek istemesi Biden yönetiminin küresel stratejisiyle uyumlu bir hamle olmaz. Medyaya yansıyan haber ve analizlerde de Beyaz Saray'ın Gazze'deki savaşın hızlı, sınırlı ve titiz olmasını arzu ettiği tartışılıyor. Nitekim, Biden verdiği bir röportajda da 11 Eylül'ün ardından ABD'nin yaptığı hataları hatırlatarak İsrail yönetimini soğukkanlı davranmaya davet etti. 

Öte yandan, Hamas'ın en önemli destekçileri olan İran ve Hizbullah'ın da İsrail ile bir savaş için çok istekli olduğu söylenemez. Daha çok bölgesel milis kuvvetleri üzerinden asimetrik güç projeksiyonu hedefinde olan İran İran-Irak savaşından bu yana konvansiyonel bir savaşa girmedi. Bu süre zarfında İran'ın önde gelen bir komutanı, Kasım Süleymani, ve bir çok bilim adamı gerek bölgede gerekse İran'da ABD veya İsrail tarafından hedef alındı. Buna rağmen, İran milis güçleriyle ABD birliklerini ya da Körfez'de ticari gemileri taciz etse de, doğrudan askeri gücünü kullanma yoluna gitmedi. Bu doğrultuda, Gazze'deki savaşın şiddeti arttıkça Suriye, Irak ve Yemen'de çatışmaların şiddetinin arttığını ve ABD güçlerine tacizlerin arttığını görebiliriz. Ancak bunların sınırlı kalması daha olası. Benzer şekilde Hizbullah'ın da Lübnan'daki hakimiyetini riske atarak İsrail’le yıkıcı bir savaşa girişmesi düşük bir ihtimal olarak görülüyor. Bunun yerine İsrail sınırında düşük yoğunluklu çatışmayı devam ettirmek istemesi daha olası.

Gazze'deki savaşın Gazze halkı dışında en büyük kaybedenleri ise Mısır ve Ürdün. Gazze'den kaçan bir mülteci dalgasının tek olası istikameti Mısır tarafı. Benzer bir şekilde şiddetin Batı Şeria'ya yayılması halinde Ürdün'e de yeni bir göç dalgası yaşanabilir. Gerek ekonomik maliyeti gerekse demografik gerekse siyasi sonuçları itibariyle Mısır ve Ürdün yönetimleri Gazze'den kaçan mültecileri ülkelerine sokmama konusunda kararlı. Ancak yine de mülteci krizi sebebiyle ne Mısır'ın ne de Ürdün'ün askeri bir yola tevessül etmeleri çok olası değil.

Enes Esen

Bölgesel bir savaş senaryosunda İran’ın tavrı ve politikaları önem taşıyor. İran, kendisine müzahir hükümetler ve silahlı örgütler aracılığıyla Ortadoğu politikalarına nüfuz ediyor. Şii hilali olarak adlandırılan bu yayın bir ucu İran’dan başlayarak Irak’ta Şii milisler, Suriye’de Esad rejimi, Lübnan’da Hizbullah, Filistin’de Hamas üzerinden İsrail’e uzanıyor. Yayın diğer ucu ise Körfez’deki Şii nüfus ve Yemen’deki Husiler üzerinden Kızıldeniz’e varıyor. İran, bu hattı ABD ve İsrail’e karşı bir direniş hattı olarak isimlendiriyor. Burada Hamas kelimesinin de Hareket-i Mukavemet-i İslamiyye’nin yani İslami Direniş Hareketinin bir kısaltması olduğunu ifade edelim. 

Gazze savaşıyla birlikte bu hat üzerinde insanları endişeye sevk eden bir hareketlenme var. Suriye ve Irak’taki ABD askeri üslerine İran’la bağlantılı milisler tarafından saldırılar yapılıyor. ABD de bu saldırılara karşı İranlı hedeflere misilleme yapıyor. Lübnan sınırında Hizbullah ve İsrail ordusu arasında çatışmalar yaşanıyor. İsrail ordusu ayrıca Suriye ve Lübnan’da İran bağlantılı hedefleri vuruyor. Yemen’deki Husiler de İsrail’e savaş ilan ettiklerini açıklayarak İsrail’e yönelik füze saldırısı yaptılar.

Ne var ki, bu karşılıklı saldırıların hemen hiçbirisi yeni değil. Şiddeti ve yoğunluğu değişmekle beraber bir yanda İran bağlantılı örgütler ve diğer yanda İsrail ve ABD ordusu arasında yıllardır çatışmalar yaşanıyor. Örneğin, 2020 yılında İran’ın saldırılarına misilleme olarak ülkenin yurtdışı askeri operasyonların sorumlu Kudüs Gücü’nün komutanı Kasım Süleymani Trump’ın emriyle ABD tarafından düzenlenen bir suikastla öldürülmüştü. Benzer şekilde İsrail ordusu yıllardır Suriye ve Lübnan’da İran ordusuna ait hedeflere hava saldırıları düzenliyor. Suriye’de iç savaşının başından beri düzenlenen bu hava saldırılarında İsrail’in Suriye ve Lübnan’da yüzlerce kişiyi öldürdüğü ifade ediliyor. Lübnan sınırında da Hizbullah ve İsrail ordusu arasında öteden beri yer yer çatışmalar ve zayiatlar oluyor. 

7 Ekim sonrası şiddeti ve yoğunluğu artan bu çatışmalarda İran’ın bölgedeki müzahir örgütlerinin faaliyetlerini artırmalarını sağlamak suretiyle uzun yıllardır siyasi ve askeri destek sağladığı Hamas üzerindeki baskıyı azaltmaya çalıştığı görülüyor. Hamas’ın zayıflamasıyla İran’ın Filistin bölgesindeki nüfuz alanı da daralacak.  

Bununla birlikte bölgedeki İran’ın vekillerinin de aktör olduklarını ve İran’la beraber hareket etmekle birlikte kendi kararlarını aldıklarını hatırda tutmak gerekiyor. Bu aktör olma durumu özellikle Lübnan’da Hizbullah’ın savaşa dahil olup olmayacağı hususunda önem arz ediyor. Hizbullah İsrail’i baş düşman olarak görüyor ve İsrail’le bir savaş ihtimaline karşı 150.000 civarında füzesi hazırda bulunuyor. Ne var ki, Hizbullah ve İsrail arasında sadece düşmanlık bulunmuyor. Bundan yaklaşık bir yıl önce 2022 Ekim ayında Hizbullah’ın desteklediği Lübnan hükümeti ve İsrail arasında iki ülkenin deniz sınırını belirleyen ve bölgedeki doğalgaz kaynaklarının paylaşımını içeren önemli bir anlaşma imzalandı. Tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşayan Lübnan için bölgedeki doğalgaz kaynaklarının işlenmesi söz konusu buhrandan çıkış için büyük bir vesileyi teşkil ediyor. Lübnan’ın bozuk idaresi gereği buradan gelecek milyarlarca doların hatırı sayılı bir kısmı Hizbullah’a gidecek ve Hizbullah da bu parayı kendi taraftarları arasında pay edecek. İsrail’le bir savaş yaşanması halinde Hizbullah hem doğalgaz kaynaklarından gelecek milyarlarca dolardan mahrum kalacak, hem de zaten zor bir dönemden geçen Lübnan halkı tarafından ülkede yaşanacak yıkımdan sorumlu tutulacak. 

Bu çerçevede, Hizbullah’ın İsrail sınırında 7 Ekim’den sonra büyük bir askeri yığınak yaptığına dair bir emare bulunmuyor. Bekle gör politikası takip eden Hizbullah’ın olayları kontrol altında tutmaya ve temkinli hareket etmeye devam edeceği söylenebilir.

Öte yandan, Yemen’in kuzeyini kontrol eden Husilerin İsrail’e savaş ilan etmesine çok önem atfetmemek gerekiyor. Husilerin İsrail’e zarar verme kapasitesi yok denecek kadar az. Bu bağlamda, İran’dan tedarik ettiği uzun menzilli füzelerin veya İran yapımı Şahid-136’ya benzer drone’ların hava savunma sistemlerini geçerek İsrail ve Amerikan hedeflerine zarar vermesi oldukça düşük bir ihtimal. Dolayısıyla, kendi ülkesini birleştirmekten aciz Husiler’in 2000 kilometre uzaklıktaki İsrail’e savaş ilanı daha ziyade propaganda amaçlı bir çabanın ürünü gibi duruyor. Husilerin savaş ilanı Güney Amerika’daki bazı devletlerin veya Ürdün’ün İsrail’deki Büyükelçisini geri çekmesi kadar bile savaşın kaderine etki yapmayacaktır. 

ABD’nin bölgeye 2 uçak gemisi saldırı grubu göndermesi ve İsrail’in seferberlik ilan ederek Lübnan sınırına sevkiyat yapması ise bir saldırı hazırlığından ziyade, Hizbullah’ın ve İran’ın Lübnan sınırında bir zaaf görerek saldırmasının önüne geçmek için caydırıcılık amaçlı hazırlıklar olarak değerlendirilebilir. ABD’li yetkililer gerek basına yaptığı açıklamalarda, gerek Lübnan’da Hizbullah’a gönderdiği mesajlarda bu hususun altını çiziyorlar. Gazze’de aylar sürebilecek bir kara harekatına girişen İsrail kuzeyde yeni bir cephe açılmasını istemiyor. Bu bağlamda, büyük bir saldırı altında kalmadığı takdirde İsrail on binlerce savaşçısı, Hamas’a göre gelişmiş silahları ve güvenilir bir ikmal hattına sahip Hizbullah’la savaşmak istemeyecektir.  

Bölgedeki İsrail’in komşusu Sünni Arap ülkelerinin, yani Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan’ın ise savaşa müdahil olmak hususunda en ufak bir niyetleri bulunmuyor. İsrail’le gelişmiş istihbari ilişkileri bulunan bu ülkelerin Gazze’deki sivillerin ölümünden ve bölgeden gelen katliam görüntülerinden rahatsız oldukları bir gerçek. Bununla birlikte, Müslüman Kardeşlerle bağlantılı Hamas’ın ortadan kalkmasına içten içe memnuniyet duydukları da söylenebilir. Bahse konu ülkeler de savaşın başka bölgelere sıçramaması için gayret gösteriyorlar. 

Sonuç olarak, İran’ın vekillerinin bölgedeki artan faaliyetleri büyük bir savaşın habercisi olmaktan ziyade İsrail ve ABD’nin maliyetini artırmaya yönelik gibi duruyor. Diğer bir endişe kaynağı olan ABD ve İsrail’in bölgede yaptığı yığınağın kuzeyden veya güneyden gelebilecek füze ve drone saldırılarına karşı caydırıcı amaçlı olduğu söylenebilir. Yeni bir cephe açarak Hamas’a destek vermesi beklenebilecek Hizbullah da, İsrail’le topyekun bir savaşa girişmek istemiyor. Zaman geçtikçe de bu ihtimal azalıyor. Nitekim, Hamas’ın liderlerinden Ebu Merzuk da “Hizbullah’tan ve Batı Şeria’daki kardeşlerimizden çok şey bekliyorduk. Filistin yönetimindeki kardeşlerimizin tutumundan utanç duyduk,” sözleriyle bölgede yalnız kalmalarına yönelik yaşadıkları hayal kırıklığını dile getirdi. Bu bilgiler ışığında, Gazze’de kopan kıyametin bölgenin tamamına sıçrama ihtimalinin halihazırda düşük olduğu ifade edilebilir.  

Metnin başına dön

You may also like

Proxy Wars from a Global Perspective

February 3, 2024
by Haşim Tekineş, published on 5 February 2024
A deep dive into the intricate world of proxy wars in our live webinar on 3 February 2024. Our distinguished guests are Dr. Pawel Bernat, Dr. Cüneyt Gürer, and Dr. Cyprian A. Kozera. Their recently published book was also discussed.

"Yemen'de Yeni Bir Savaş Kapıda Mı?"

January 15, 2024
by Haşim Tekineş and Ömer Güler, published on 15 January 2024
#DışıİçiBir'in yeni bölümünde Ömer Güler ve Haşim Tekineş Blinken'ın geçen haftaki Ankara ziyaretini, Erdoğan'ın MİT'in 97. yıldönümü etkinliğinde yaptığı dış politika konuşmasını, Türkiye'nin şantaj diplomasisini ve Husilerin Kızıldeniz'den geçen gemilere yaptığı saldırılar çerçevesinde Gazze savaşının Yemen'e yayılma olasılığını ele aldılar.

2024 Hızlı Başladı

January 5, 2024
by Ömer Güler and Haşim Tekineş, published on 5 January 2024
Dışı İçi Bir'de Ömer Güler ve Haşim Tekineş Suudi Arabistan'da yaşanan Süper Kupa krizi ile İsrail-Hamas arasındaki çatışmalar ve dünyadaki seçim hazırlıkları dahil 2024'ün ilk uluslararası gelişmelerini ele aldılar.

İkinci Trump Dönemi mi Geliyor?

December 14, 2023
by Ömer Güler and Haşim Tekineş, published on 14 December 2023
#DışıİçiBir'in yeni bölümünde Ömer Güler ve Haşim Tekineş yaklaşan ABD başkanlık seçimlerini, Ukrayna-Rus savaşını ve Hamas-İsrail savaşını ele aldılar.

ABD-Çin Rekabeti, Orta Doğu ve Yalpalayan Türkiye

November 27, 2023
By Ömer Murat and Haşim Tekineş, published on 27 November 2023
#DışGündem'in yeni bölümünde Haşim Tekineş'in konuğu dış politika ve siyaset uzmanı ve eski diplomat Ömer Murat oldu. Büyük güçler ve yükselen güçler arası rekabeti, mevcut küresel şartlar ile 1. ve 2. dünya savaşları öncesindeki koşullara benzerliklerini, Çin ve Hindistan'ın küresel konumunu, Orta Doğu ülkeleri ve sorunlarının bu mücadeledeki yerini Türkiye'nin dış politika yalpalamalarını ele aldılar.

Blinken Neden Ankara'daydı?

November 6, 2023
by Haşim Tekineş, published on 6 November 2023
#DışGündem'in yeni bölümünde Haşim Tekineş ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'ın dün (6 Kasım) Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyareti çeşitli yönleriyle ele aldı.

Ajans: Dışa Dönük 20 Kasım 2023

November 20, 2023
by Haşim Tekineş, published on 20 November 2023
instituDE üyesi Hasim Tekineş katıldığı programda Erdoğan'ın Almanya ziyaretine, İsrail-Gazze savaşına, küresel boyutta aşırı sağ siyasetin yükselişine ve Hakan Fidan'ın dışişlerindeki performansına ilişkin Mehmet Şahin'in sorularını yanıtladı

Dış Politika ve Rejimin Devamlılığı (6. Bölüm)

October 28, 2023
by Haşim Tekineş and Mehmet Akif Koç, published on 28 October 2023
1979 İran Devrimi ve Güncel Yansımaları programımızın 6. bölümünde Mehmet Akif Koç ve Haşim Tekineş İran dış politikası ve rejimin devamlılığını konuştular.

Devrimin Bölgesel Etkileri (5. Bölüm)

October 28, 2023
by Haşim Tekineş and Mehmet Akif Koç, published on 29 October 2023
1979 İran Devrimi ve Güncel Yansımaları programımızın 5. bölümünde Mehmet Akif Koç ve Haşim Tekineş İran devriminin bölgesel etkilerini konuştular.

Devrim (4. Bölüm)

October 28, 2023
by Haşim tekineş and Mehmet Akif Koç, published on 29 October 2023
http://1979 İran Devrimi ve Güncel Yansımaları programımızın 4. bölümünde Mehmet Akif Koç ve Haşim Tekineş İran Dervimi'ni konuştular.

Humeyni'nin Bursa Sürgünü ve Devrim'e Giden Yol (3. Bölüm)

October 28, 2023
by Haşim Tekineş and Mehmet Akif Koç, published on 28 October 2023
1979 İran Devrimi ve Güncel Yansımaları programımızın 3. bölümünde Mehmet Akif Koç ve Haşim Tekineş Humeyni'nin Türkiye ve diğer ülkelerdeki sürgün yaşamı ile devrime giden süreci konuştular.

Humeyni, Tarihte Şiilik ve Devrimden Önce İran (2. Bölüm)

October 28, 2023
By Mehmet Akif Koç and Haşim Tekineş, published on 28 October 2023
1979 İran Devrimi ve Güncel Yansımaları programımızın 2. bölümünde Mehmet Akif Koç ve Haşim Tekineş tarihte Şiilik ve devrimden önce İran'ı konuştular.

Humeyni, Entellektüel Biyografi ve Devrimler (1. Bölüm)

October 28, 2023
by Haşim Tekineş and Mehmet Akif Koç, published on 28 October 2023
1979 İran Devrimi ve Güncel Yansımaları programımızın 1. bölümünde Mehmet Akif Koç ve Haşim Tekineş Humeyni'nin entelektüel biyografisini ve devrimleri konuştular.

Ukrayna ve Gazze'de Türkiye

October 26, 2023
by Ali Dinçer and Haşim Tekineş, published on 26 October 2023
Ali Dinçer ve Haşim Tekineş Türkiye'nin Ukrayna ve Gazze'ye yönelik politikalarını ve etkinliklerini analiz ettiler.

Türkiye-Hamas İlişkileri

October 26, 2023
by Servet Akman and Haşim Tekineş, published on 26 October 2023
Haşim Tekineş ve Servet Akman Türkiye Hamas ilişkilerini değerlendirdiler.

Ankara'nın HAMAS kararı neyin işareti?

October 24, 2023
Haşim Tekineş and Servet Akman, published on 24 October 2023
instituDE üyesi Servet Akman ve Haşim Tekineş, katıldıkları yayında küresel ve bölgesel boyutlarıyla İsrail-Hamas savaşında gelinen aşamayı, İsrail'in Gazze'ye kara harekatı planını ve İsrail'in bu harekattaki hedeflerini

İsrail-Filistin Krizinde Gerginlik Tırmanıyor

October 19, 2023
by Haşim Tekineş, published on 19 October 2023
#DışGündem'de Haşim Tekineş İsrail-Hamas savaşında Gazze'deki bir hastaneye yapılan yıkıcı saldırı dahil gerginliğin giderek artmasını ele aldı.

Hamas Saldırısı Dengeleri Nasıl Değiştirdi?

October 14, 2023
by Haşim Tekineş, published on 14 October 2023
Hamas'ın İsrail'e yönelik 7 Ekim sabahı başlattığı saldırıların ardından çatışmalar devam ederken, bölgesel ve küresel dengeler bakımından şu an görünmeye başlayan değişimleri ele aldı.

Dünden Bugüne Arap-İsrail Meselesi - 3

October 11, 2023
by Haşim Tekineş and Mehmet Akif Koç, published on 11 October 2023
Orta Doğu Konuşmaları'nda Haşim Tekineş ve Mehmet Akif Koç tarihsel gelişimiyle Arap İsrail sorununu tüm yönleriyle ele aldılar. Yayınımız 3 bölümden oluşmaktadır. 3. BÖLÜM

Dünden Bugüne Arap-İsrail Meselesi - 2

October 11, 2023
by Haşim Tekineş and Mehmet Akif Koç, published on 11 October 2023
Orta Doğu Konuşmaları'nda Haşim Tekineş ve Mehmet Akif Koç tarihsel gelişimiyle Arap İsrail sorununu tüm yönleriyle ele aldılar. Yayınımız 3 bölümden oluşmaktadır. 2. BÖLÜM

Dünden Bugüne Arap-İsrail Meselesi - 1

October 11, 2023
by Haşim Tekineş and Mehmet Akif Koç, published on 11 October 2023
Orta Doğu Konuşmaları'nda Haşim Tekineş ve Mehmet Akif Koç tarihsel gelişimiyle Arap İsrail sorununu tüm yönleriyle ele aldılar. Yayınımız 3 bölümden oluşmaktadır. 1. BÖLÜM

Kudüs'te Diplomat Olmak

October 10, 2023
by Halim Tekineş and M. Emin Hatipoğlu, published on 10 October 2023
Bu yayımızda Haşim Tekineş'in konuğu Kudüs Başkonsolosluğu'nda görev yapmış eski diplomat Mehmet Emin Hatipoğlu. Hatipoğlu kendi tecrübelerine dayanarak İsrail ve Filistin'deki hayatın siyasal, kültürel, sosyal ve güvenlik boyutlarını anlatıyor.

İsrail’in Yom Kippur’u mu, Yoksa 11 Eylül'ü mü

October 8, 2023
by Haşim Tekineş and Servet Akman, published on 7 October 2023
Dışı İçi Bir'in bu bölümünde Haşim Tekineş ve İsrail'de görev yapmış eski diplomat Servet Akman Hamas'ın İsrail'e bu sabahki saldırılarıyla başlayan silahlı çatışmaları, İsrail-Filistin sorununa etkisi başta olmak üzere çeşitli yönleriyle ele aldılar.

Erdoğan'ın Tunus'ta Unuttuğu Dostları

October 5, 2023
by Haşim Tekineş and Mehmet Çelik, published on 5 October 2023
Dışı İçi Bir'de bu hafta Haşim Tekineş ve Tunus'ta görev yapmış eski diplomat Mehmet Çelik Tunus'un demokratikleşme serüvenini, ülkenin otoriterleşmeye savrulmasını ve Tunus'ta yaşanan son gelişmeleri ele aldılar.

ABD Türk SİHA'sını Düşürdü

October 7, 2023
by Haşim Tekineş, published on 7 October 2023
Dış Gündem'de bu hafta Haşim Tekineş Türkiye'nin Suriye'deki PKK/YPG hedeflerine yönelik operasyonları esnasında bir Türk SİHA'sının NATO müttefiki ABD tarafından vurularak düşürülmesini çeşitli boyutlarıyla ele aldı.

Tarihi Erdoğan - Netanyahu Görüşmesi

September 29, 2023
by Haşim Tekineş and Servet Akman, published on 29 September 2023
Dışı İçi Bir'de Haşim Tekineş ve Servet Akman BM Zirvesi çeçevesinde Erdoğan'ın New York'ta gerçekleştirdiği temasları, Netanyahu ile 20 Eylül'de gerçekleştirdiği görüşmeyi, Türkiye-İsrail ilişkilerini ve İsrail'de yaşanan hukuk reformu çerçevesinde yaşanan son gelişmeleri ele aldılar.

Yalçınkaya Kararı: AİHM'den Uyarı

September 27, 2023
by Haşim Tekineş and Hakan Kaplankaya
Dış Gündem'in bu yayınında Haşim Tekineş ve Hakan Kaplankaya AİHM'in 26 Eylül'de açıkladığı Yalçınkaya davasını tüm yönleriyle ele aldılar.

Kanada-Hindistan İlişkileri Neden Krizde?

September 26, 2023
by Haşim Tekineş, published on 26 September 2023
Dış Gündem'de bu hafta Haşim Tekineş Hindistan ve Kanada arasında gerilimin artmasına yol açan Sih aktivist cinayetini, Hindistan'da Sih ayrılıkçı hareketinin ortaya çıkışı ve yeni nesil Sih radikalleşmesini ve sınıraşan cinayet tertip eden devletleri ele aldı.

Türkiye Neden Koridorun Dışında?

September 20, 2023
by Haşim Tekineş, published on 20 September 2023
'Dış Gündem'de Haşim Tekineş bu hafta G-20 Zirvesi'nde duyurulan Hindistan-Ortadoğu-Avrupa ticari rotasına Türkiye'nin dahil edilmemesini ve Türkiye'nin bu rotayı kendi topraklarına çekmek için yaptığı hamleleri ele aldı.

BRICS, G20 ve Amerika-Çin Rekabeti

September 14, 2023
by Ömer Güler and Haşim Tekineş, published on 14 September 2023
'Dışı İçi Bir'de bu hafta Haşim Tekineş ve Ömer Güler, BRICS'e yeni üyelerin katılımını, geçen haftaki G-20 zirvesinin önemli gündemlerini, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa hattında oluşturulması planlanan ve Türkiye'yi kapsamayacak ticaret yolunu ve ABD-Çin rekabetini ele aldılar.

Rusya Zayıflıyor mu?

September 14, 2023
by Haşim Tekineş, published on 14 September 2023
'Dış Gündem'de instituDE üyesi Haşim Tekineş Rusya'nın kendi bölgesinde yaşadığı nüfuz kaybı ve zayıflama ile bu durumun Türkiye gibi ülkelere alan açmasını değerlendirdi.

Kritik Soçi Görüşmesi

September 7, 2023
by Haşim Tekineş, published on 7 September 2023
Dış Gündem'de bu hafta instituDE üyesi Haşim Tekineş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı Putin'e Soçi'de yaptığı ziyareti çeşitli boyutlarıyla analiz etti.

Hakan Fidan'ın Irak Ziyareti

August 26, 2023
by Haşim Tekineş, published on 26 August 2023
Dışı İçi Bir'de bu hafta Haşim Tekineş, Hakan Fidan'ın Irak'a gerçekleştirdiği kapsamlı ziyareti çeşitli yönleriyle ele aldı

Trump Hakkında Yeni İddianame

August 10, 2023
by Ömer Güler and Haşim Tekineş, published on 10 August 2023
Dışı İçi Bir'in yeni bölümünde Haşime Tekineş ve Ömer Güler bir önceki ABD Başkanı Donald Trump hakkındaki yeni iddianameyi çeşitli boyutlarıyla ele aldılar.

Ankara Dümeni Tekrar Batı'ya mı Çeviriyor?

August 18, 2023
by Ömer Güler and Haşim Tekineş, published on 18 July 2023
DışıİçiBir'in yeni bölümünde Ömer Güler ve Haşim Tekineş Batı ile Türkiye arasında yeni bir yakınlaşma olup olmadığını irdelediler. Bu bağlamda mevcut Türk hükümetindeki bakan ve diğer üst yöneticilerin profillerini, İsveç'in NATO'ya katılmasına ilişkin itirazın geri çekilmesini, Ukrayna savaşı çerçevesinde Türkiye'nin takındığı olumlu tutumları ve Batı'ya yakınlaşmanın anlamını ele aldılar.

Nijer'e Askeri Müdahalenin Hukuki Meşruiyeti

August 9, 2023
by Haşim Tekineş, Ömer Güler and Yasir Gökçe, published on 9 August 2023
DışıİçiBir'de bu hafta Haşim Tekineş, Dr. Yasir Gökçe ve Ömer Güler Nijer'de yaşanan darbenin ardından yaşanan son gelişmeleri, ECOWAS ülkelerinin Nijer'e silahlı müdahalede bulunma olasılığını ve sözkonusu müdahalenin uluslararası hukuka uygun olup olmayacağını ele aldılar.

Nijer'de Askeri Darbe

August 3, 2023
by Haşim Tekineş and Ömer Güler, published on 3 August 2023
'Dışı İçi Bir'de bu hafta Haşim Tekineş ve Ömer Güler Nijer'de yaşanan darbenin detaylarını, bölgesel ve küresel boyutlarıyla ele aldılar.

İsrail'in Demokrasi Sınavı

July 26, 2023
by Haşim Tekineş, Servet Akman and Ömer Güler, published on 26 July 2023
'Dışı İçi Bir'de bu hafta Haşim Tekines, Ömer Güler ve Servet Akman İsrail'de Netanyahu hükümetinin Knesset'ten geçirdiği yargı reformu(darbesi) paketini çeşitli yönleriyle ele aldılar.

Erdoğan'ın Körfez Ziyareti

July 20, 2023
by Haşim Tekineş and Ömer Güler, published on 20 July 2023
'Dışı İçi Bir'de bu hafta Ömer Güler ve Haşim Tekineş Erdoğan'ın Körfez ziyaretini ele aldılar.

Dış Politikada Bu Hafta: NATO Zirvesi'nde Ne Verdik Ne Aldık?

July 13, 2023
by Haşim Tekineş and Ömer Güler, 13 July 2023
Ömer Güler ve Haşim Tekineş başta Vilnius'ta yapılan NATO Zirvesi'ne ve Türkiye'nin Norveç'in NATO üyeliğine yeşil ışık yakmasına ilişkin olmak üzere bu haftaki dış politika gündemlerini değerlendirdiler.

Future Relations of Turkey and Greece: Allies and Rivals

June 15, 2023
by Haşim Tekineş, published on 15 June 2023
instituDE member Haşim Tekineş hosted in #PolicyTalks Dr. Spyros Katsoulas, strategic historian at Institute of International Relations (IDIS) in Athens. They discussed the future of relations Turkey and Greece, which are allies and rivals of each other at the same time.

Seçimi Kaybetse Bile Dış Politikaya Erdoğanizm mi Hakim Olacak?

February 6, 2023
by Ömer Güler, Servet Akman and Haşim Tekineş, published on 6 February 2023
instituDE #DıştanBakış'ın yeni bölümünde Ömer Güler, Servet Akman ve Haşim Tekineş #6lıMasa'nın geçtiğimiz hafta açıkladığı 'Ortak Politikalar Mutabakat Metni' ışığında öngördüğü dış politika vizyonunu analiz ederek değerlendirdiler.

İsrail Türkiye Olacak Mı?

January 8, 2023
by Servet Akman and Ömer Güler, 8 January 2023
#DıştanBakış'ta Tel Aviv Büyükelçiliği'nde görev yapmış eski diplomat ve instituDE üyesi Servet Akman İsrail'de yapılan seçimler sonrasında kurulan yeni Netanyahu hükümetini, kurulan İsrail tarihinin en aşırı sağcı ve dinci koalisyonunu, ülkede yaşanan gelişmeleriö yeni hükümetin olası Filistin politikasını ve Türkiye-İsrail ilişkilerini Ömer Güler 'e anlattı.

Nefret Söylemi ve Gürkaynak Örneği

November 4, 2022
by Hüseyin Konuş, Ömer Güler, Servet Akman, Ali Dinçer and Mehmet Bozkaya, published on 4 November 2022
instituDE #DıştanBakış'ta Hüseyin Konuş, Ömer Güler, Servet Akman, Ali Dinçer ve Mehmet Bozkaya nefret söylemini tüm boyutlarını 'Gönenç Gürkaynak vakası' özelinde ele aldılar.

Seçimlere Doğru Türkiye'de Neler Oluyor?

October 28, 2022
by Hüseyin Konuş, Ömer Güler, Servet Akman and Ali Dinçer, published on 28 October 2022
#DıştanBakış'ta Hüseyin Konuş, Ömer Güler, Servet Akman ve Ali Dinçer AKP'nin 'Türkiye Yüzyılı' projesini, Kılıçdaroğlu'nun ABD ziyaretini, muhalefetin seçim hazırlıkları performansını, Metropol adlı şirketin KHK'lıların iadesine ilişkin anketinin sonuçlarını ve CHP'nin KHKlıları iade etme planını konuştular.

Kosova'da Son Günlerde Yaşanan Gelişmeler

August 10, 2022
by Servet Akman, 10 August 2022
instituDE üyesi Servet Akman #BirAskerBirDiplomat programında Kosova'da geçtiğimiz günlerde yaşanan kriz çerçevesinde Engin Büker'in sorularını yanıtladı.

İsrail'den Kritik Ziyaret: Türkiye'nin Bölge Ülkeleriyle Normalleşme Girişimleri

March 13, 2022
by Servet Akman, İlham Atuş and Haşim Tekineş, published on 13 March 2022
instituDE #DıştanBakış programında Servet Akman ve Haşim Tekineş İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Ankara ziyareti ile Türkiye'nin bölge ülkeleriyle normalleşme girişimleri hakkında İlham Atuş'un sorularını yanıtladırlar.

Erken Seçim İhtimali ve Muhalefetin Cumhurbaşkanı Adayı #DıştanBakış

January 10, 2022
by Hüseyin Konuş, Ömer Güler, Harun Güngör and Servet Akman, published on 10 January 2022
instituDE Direktörü Hüseyin Konuş ile instituDE üyeleri Ömer Güler, Harun Güngör ve Servet Akman bir süredir gündemde tartışılan erken seçim ihtimalini, muhalefetin seçime yönelik aday ve strateji belirlemedeki kararsızlığını ve Erdoğan hükümetinin ekonomik performansının seçime giden süreçte ne gibi etkilerinin olacağını ele aldılar.

Erdoğan BAE ile neden anlaştı? Katar'ı Türkiye için özel kılan ne? #DıştanBakış

December 11, 2021
by Servet Akman and Haşim Tekineş, broadcasted on 11 December 2021
instituDE Dıştan Bakış programında Ortadoğu uzmanı diplomatlar Servet Akman ve Haşim Tekineş, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında başlayan normalleşme sürecini, Katar'ı Türkiye için kıymetli kılan sebepleri ve Erdoğan sonrası dış politikasını nelerin beklediğini tartıştılar.

Servet Akman - İhraç Diplomatların Kişisel 15 Temmuz Hikayeleri

December 7, 2021
by Merve Atuş and Servet Akman, published on 7 December 2021
KHK'lı diplomat Servet Akman 15 Temmuz öncesi Hariciye'deki atmosfer, ihraç sürecinde ve sonrasında yaşadıkları, Türkiye'de karşılaştığı güçlükler ve yurtdışında yeni bir hayat kurma çabaları hakkında Merve Atuş'un sorularını yanıtladı.

Dıştan Bakış: Kılıçdaroğlu'nun Helalleşme Çıkışı

December 1, 2021
by Hüseyin Konuş, Ömer Güler and Servet Akman, published on 1 December 2021
instituDE Direktörü Hüseyin Konuş ile instituDE üyeleri Servet Akman ve Ömer Güler 'Dıştan Bakış' programında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'helalleşme' çıkışını farklı yönleriyle ele aldılar.

Son Suriye Tezkeresi ve Dış Politikada Militarizasyon

November 2, 2021
by Servet Akman and Haşim Tekineş, published on 2 November 2021
instituDE Ortadoğu Uzmanları Servet Akman ve Haşim Tekineş, 28 Ekim 2021 tarihinde TBMM'de kabul edilen Irak/Suriye tezkeresini, Türk dış politikasında sert güce daha sık başvurulmasını, buna yol açan küresel, bölgesel ve ülke içi faktörleri ve muhtemel bir hükümet değişikliğinin Suriye politikasına olası etkilerini ele aldılar.